“Mehmet
Geçibesler, Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde bakımını yaptığı
kaplan tarafından parçalanarak öldürüldü. Karısının ifadesine göre,
daha önce kaplanlara bakan kişi kuşlara bakmakla; ceylanlara
bakan eşi Geçibesler ise kaplanlara bakmakla görevlendirilmiş…” Öte yandan, basında çıkan haberlere göre,
“Kaplan açlık
cezasına (!) çarptırılmış.”
(29 Ekim 2004 tarihli
gazetelerden)
Yukarıda
aktardığımız trajik olay bizi hayvanat bahçelerinin gerekli olup
olmadığı konusunda bir kez daha düşünmeye yöneltti.
Hayvanat
bahçelerinin varlığı ya da gerekli olup olmadığı üzerine kimi
zaman çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Bahçelerin varlığını
haklı ve gerekli gösterme eğiliminde olanlar, “eğitim” ve
“koruma” gibi nedenleri gerekçe olarak öne sürmektedirler. Buna göre,
hayvanat bahçeleri insanlara hayvanlar hakkında genel bilgi ve fikir
vermektedir. Ayrıca, bu sayede, insanlar başka türlü görme olanağı
bulamayacakları çeşitli hayvanları görme ve haklarında bilgi
edinme olanağı elde edebileceklerdir. Öte yandan, dünyada benzer
hayvanat bahçeleri arasında yapılan çeşitli araştırmalar, ziyaretçilerin
bir hayvanı görmek için 30 saniye ile en fazla 2 dakika arasında
zaman ayırdıklarını ortaya çıkarmaktadır. Çeşitli ülkelerde
hayvanat bahçesi ziyaretçileri arasında yapılan anketlerde ortaya çıkan
tabloda ise; ziyaretçilerin sadece yüzde 4’ünün eğitim /gözlem
amaçlı olarak buralara geldikleri saptanmıştır…
Bazı
başka gözlemcilere göre ise; hayvanat bahçeleri yok olmakta
olan, soyları ya da türleri tehlike altındaki hayvanların korunmasına
yönelik bir işlev görmektedir. Başka deyişle, hayvanat bahçelerinin biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesine
katkı sağladıkları savı öne çıkartılmaktadır. Yani hayvanlar güvenli, korunaklı bir ortamda
tutularak tür çeşitliliğinin
korunmakta olduğu savlanmakta.
Oysa
ki, içinde yaşadığımız kapitalist üretim ilişkileri, azgın
boyutlara varmış tüketim, yaratılmış tüketim çılgınlığı ve
tüketim toplumu gün geçtikçe doğal yaşam alanlarını da hızla
eritip tüketmekte. Aslında, biyolojik çeşitliliğin yok olma
tehlikesi ile karşı karşıya kalmasının temelinde bu yatıyor.
Yani hayvanat bahçeleri, belirli bir dönem korunaklı alanlar olup,
daha sonra hayvanların uygun koşullarda doğaya bırakılmasına /salıverilmesine olanak tanıyabilecek bir işleve de sahip
değil. Son yapılan araştırmalara göre, Kenya’da hayvaların doğal yaşam alanları sayılabilecek bölgeler yılda yüzde
2 oranında azalmakta…
Gelişmiş
ülkelerdeki, görece daha iyi koşullardaki hayvanat bahçeleri için
yaptığımız saptamalar böyle iken, açlıkla boğuşan dünyanın
pek çok ülkesindeki hayvanat bahçelerinin durumlarından söz etmenin
yukarıdaki tespitlerimizi daha vahim boyutlara götüreceği kuşkusuzdur.
Ülkemizdeki
hayvanat bahçeleri ise; bakımsız, doğal yaşam ortamlarını “andırmaktan”
bile çok uzaktır. Başlarındaki görevliler gerekli eğitim ve
bilgiden yoksundurlar. Bu koşullarda bu eziyetleri sürdürmenin
fazlaca bir gerekliliği de yoktur. Gaziantep’te yaşanan olayda ise,
karşımızda bir yanda günde 12 saat çalışarak 318 milyon
lira ücret alan bakıcı, diğer yanda aç bırakılmış bir kaplan
bulunmaktadır. “Katil kaplan”, “Vahşi yaratık”
ifadeleri ise necip Türk basınına aittir.
Gazetelerde
ve televizyonlarda, son zamanlarda hemen hergün bir hayvan haberine
rastlamak mümkün. Gazete ve televizyonlarda kullanılan hayvan
haberlerinin büyük çoğunluğu “komiklik unsuru” olarak, zaman
zaman da böylesi trajik olayları yukarıdaki ifadelerle betimlemek şeklinde
olagelmektedir. Yaygın medyanın içtenlikten uzak bu haberleri, aslında tüm
insanları özellikle de hayvanseverleri yaralamaktadır. Hayvanların
birer süs eşyası, haber bültenlerine izleyici artışı sağlayacak
komiklik ya da izleyiciyi gevşetecek dolgu malzemesi olarak
kullanılması da kimsenin gözünden kaçmamaktadır.
Yaşamın
daha eşit ve adil paylaşılmasının yolunun, tüm canlıların, doğanın
ve çevrenin bütünlük içinde korunmasından geçtiği, bir parçası
olduğumuz biyosferin ise bir bütün olduğu asla unutulmamalıdır…
Şimdi
bir kez daha soralım. Hayvanat bahçeleri gerekli mi gerçekten? Yaşamını
yitiren Gaziantep Hayvanat Bahçesi görevlisinin yakınlarına başsağlığı
dileklerimizle…
Yalçın
ERGÜNDOĞAN
Gazeteci
Birgün Gazetesi editörlerinden, sesonline.net & birgun.net Yayın
Yönetmeni