"İnsan,
bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların
insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır."
Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi-Madde2
Hayvanlarla
insanlar arasında biyolojik farklar olduğu kesindir. Bunları algılayabildiğimiz
ölçüde hayvanları bizden daha güçlü, zayıf, güzel, çirkin, iyi
kötü gibi sıfatlarla tanımlamaya çalışırız. Oysa ki bu tanımlamalar
bizim insanca algımızla sınırlıdır; algılayamadığımız birçok
şeyin yok olduğunu düşünmek de sık düştüğümüz bir hatadır.
Biyolojik farklarımıza güvenerek hayvanların yaşamdan kaynaklanan
haklarını görmezden gelip nesiller boyunca onları malımız gibi
kullandık.
Evimizde
beslediğimiz hayvanlar, sokaklarda yaşam mücadelesi verenler,
laboratuarlarda üzerlerinde deney yapılanlar, yaşam sürelerine
insanların karar verdiği kümes hayvanları, yine ticari değeri olan
besi hayvanları ve insanların öldürme zevklerinin esiri olan av
hayvanları... Hayvanların doğuştan sahip oldukları yaşama hakları
ve bunun bilincinde olmayan bazı insanlar...
Uygarlığımızın
gelişim sürecinde anahtar rol oynamış evcil hayvanlarımızın
dostluğuna ihtiyacımız kalmadığı zaman onları yok etmeye çalışarak
ya da kendimizden uzaklaştırıp kafeslere koyarak mı karşılık
veriyoruz? Bu kadar faydacı ve çıkarcı mıyız? Bu hayvanlara sahip
çıkıp yaşadıkları alan içinde onları korumak hepimizin görevi,
bir insanlık ödevi. Yoksa yakın gelecekte sokak köpeklerini,
kedileri, sonra güvercinleri, kumruları, kırlangıçları, martıları
bekleyen son giderek özürlüleri, farklı ırk, cinsiyet ve kültürden
olanları da mı bekliyor? İnsanca olan, sorunları çözmedeki kolaycılığı
türleri yok etme boyutuna vardırmak, hayvanlara acı çektirmek, ölümlerine
sebep olmak, yaşamsal haklarına tecavüz etmek mi, yoksa dünyayı
paylaştığımız canlıların yaşam haklarına saygı duymak mı?
Laboratuarlarda
hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde belki bugün birçok
ilacı ve kozmetik ürünü güvenle kullanıyoruz. Ama insanlık için
iyi, yararlı bir sonuca ulaşana kadar geçen yollarda hayvanların
kullanılması onların haklarının hiçe sayılması ne kadar doğru?
Hayvan
haklarıyla ilgili taslak kanun çalışmalarının insanların
hayvanlarla olan ilişkisini, hayvanların haklarını koruyacak biçimde
şekillendirmesi gerekirken onların en temel hakkı olan yaşam hakkını
koruyamadığı bir gerçek. Yaşam hakkının olmadığı bir ortamda
nasıl bir haktan söz edebileceğimiz konusunun ise hukuken, vicdanen
ve ahlaken irdelenmesi gerek. Bir örnek Avrupalı olma yönünde çıkaracağımız
yasalarla sokaklarımızdaki evcil hayvanları öldürerek yok edecek
uygulamalara mı yönelmeliyiz, yoksa onlara olan borcumuzu bir kez daha
düşünüp yaşam haklarını mı korumalıyız?
Akılcı,
vicdanlı, ahlaki değerlere sahip 21. yüzyıl insanı bugün kadın
erkek, siyah beyaz ayrımına son vermesine rağmen neden eski çağlarda
olduğu gibi hayvanları mal olarak görüyor? Yoksa hayvanlar
yararlanabileceğimiz sürece kullanabileceğimiz, acı çektiklerine
inanılmayan ya da çektikleri acı insani duygulara kıyasla önemsiz görülen
canlılar mı? İnsanın yaşayan tüm canlılara karşı ahlaki bir yükümlülüğü
yok mu?