|
|
|
BİLGE SARMAN
Gülçin Erişkin Kandemir
Mahallemizde kalan son birkaç ahşap evden birinde doğmuştu.
Yavru iken iyi beslendiği için hala sağlam yapılı iri bir
kedidir. Onu sevgiyle büyüten yaşlı kadın öldüğünden beri
Sarman her gün mahalleyi tarar, bir yerlerde bulabildiği
artıklarla yaşamını devam ettirir. Rahmetli Yaşar ablanın onun
için ayırdığı ılık tavuk, balık parçacıklarının, yumuşacık
köftelerin hayaliyle dolaşır durur. Evlerden gelen nefis yemek
kokuları eşliğinde çöp tenekelerinde bulabildiği tavuk
kemiklerini, balık kafalarını yer. Mahallenin hukukçu
kedisidir. Öteki kedilerin kedi yasalarına uymalarını sağlar.
Önce yavru kediler, sonra hamile kediler ve en son diğerleri
yemek yemeğe izinlidir.
Öykünün
devamı...
|
|

|
|
AİKİDO
KURSU
Ender Batur
Dün akşam döndüğünde yağmur da başlamıştı. Çok yağmıyordu ama
bu sucuk gibi ıslanmıştı. Çamur içinde. Hadi havlular aldık,
kuruladık. İçeriye uyumaya gitti. Sabah kalktığında
topallıyordu. Belli ki dün akşam kavgaya karışmış, çamurlara
bulanmıştı. Bizim taraf tekir bir erkek kedinin bölgesi. Kedi
dediysek kaplan ufağı birşey. Belli ki bir sponsoru var, yoksa
çöpten beslenerek bu kadar besili kalamaz. Adına Sarı Kedi
diyorum. Bu çevrede erkek kedi barındırmıyor. Bizimki
kurtarılmış bölgede yaşıyor ama arazide yakalandı mı epey
hırpalanıyor.
Öykünün
devamı...
|
|
|
|
GÖNLÜM
BU FEDAYI UNUTMA
Cem
Uca açıkçası
sokak kedileriyle bugüne kadar en fazla birkaç saatimi ya da günümü
özel olarak paylaştım. bunlar da, genelde yardıma ihtiyacı olduğuna
karar verdiğim öksüz, hasta yavru sokak kedileriydi. misafirimiz
olurlar ve geri dönecek güce geldiklerinde giderler. en kutsal
misafirlerimiz, kilerimizde doğum yapan anneler oluyor. işleri bittiğinde
etrafı dağıtmadan gidiyorlar.
Öykünün
devamı...
|
|
|
|
KEDİ
HIRSIZI
H.
Deniz Erden
"Evden
çıkmak istemiyorum," dedi adam içinden, puslu bir Kasım günü
çatı katından şehre bakarken. Karanlık, kasvetli bir kış öğleden
sonrasıydı. Neredeyse sabahın ilk saatlerine kadar çalışmıştı.
Çayını demleyip gazeteleri karıştırmak, belki birkaç ahbabıyla
telefonda sohbet etmek, tembelliğin tadını çıkarmak istiyordu bugün.
Gelgelelim az önce eşi aramış ve evin kedisi Cimcoz’un aşıya
gitmesi gerektiğini hatırlatmıştı. Adamın evde oturup tembellik
etme hayalleri de böylece suya düşmüş oluyordu.
Öykünün
devamı...
|
|
|
|
BEYAZI
Ümran
Davran
Özalp’a geleli dört ay olmuştu.
"Tam
vaktinde geldik," diyordu babam, "Bu zamanda gelsek ne ev ne de
yiyecek bulacaktık, açlıktan ölürdük buralarda."
Yörede
yaşayan halkın kışlığını yazdan hazırladığını ancak geldiğimizde
öğrenebilmiştik. Babam da apar topar ne bulabildiyse toparlamış
kilere yığmıştı. Annem ilkten, "Kalabalık ediyor," diye söylendiyse
de sonradan, "Ne akıllı adamsın sen," demeye başlamıştı babama.
Öykünün
devamı...
|
|
©
Sokakkedisi.net
|
|
|