ÜLKÜ SARITAŞ'IN KEDİSİ ÜZÜM

Üzüm’ü kızım Ezgi sokakta bulup evimize getirdiğinde henüz 1 aylıktı. Fakat çok cefa çektiği her halinden belliydi. Bıyıkları kesilmiş, tırnakları dökülmüş ve karnının sol tarafından kocaman bir fıtık kesesi sallanmaktaydı. Ezgi onu çocuklar oynarken görmüş, uzun zamandır da bir kedisi olsun istediğinden, hemen sahiplenmeye karar vermiş. İlk iş veterinere götürmüş, ilk aşı ve bakımını yaptırmış, ismini Üzüm koyarak kimlik çıkartmış. 2002 Ağustosunun ilk cumartesi akşam saatinde kucağında Üzüm ile çıkıp geldiğinde babası ve ben çalıştığımız ve kendisi de öğrenci olduğu için bakmakta zorluk çekeceğimizi düşünerek tepki gösterdik. Fakat kısa sürede Üzüm'ün güzelliği, sevimliliği ve neşesi onu evimizin 4.bireyi yaptı. Çok güzel sürmeli gözleri, insanın içine işleyen bakışları vardı. Evimize gelir gelmez sanki çok uzun süredir bu evde bizimle birlikte yaşıyormuş gibi etrafı dolaşmaya bizimle oynamaya başladı. Hemen kumunu koyduğumuz küçük banyoyu bulup çişini oraya yaptı. Çok asil olduğu her halinden belliydi. Fıtık ameliyatı oldu, aşıları tamamlandı ve büyümeye başladı. Evimiz 3. katta, bir gece ısrarla balkona çıkmak istedi ve balkonun kenarından aşağıya düştü. Önemli bir şey olmadı fakat 2-3 gün hiçbir şey yemeden yattı ve sonrada uzun süre iştahsız kaldı. Zamanla düzeldi kendini topladı,1,5 yaşında ergenliğe girdi ve çok acı çekmeye başladı. Sürekli bağırıp sokağa çıkmak istedi. Tırnakları olmadığı için sokağa çıkarmakta hep tereddüt ettik. Soğuk bir Şubat günü sokağa çıkardık, her zaman biraz oyalandıktan sonra apartmanın kapısının önüne gelir, bizim içeriye almamızı beklerdi. Bu kez öyle olmadı, 2 gece dışarıda kaldı. O kadar üzüldük ki anlatması zor. 3.gün akşamüzeri eve dönerken Üzüm'ün gelmiş evin önünde bizi beklediğini hayal ediyordum. Sokağa girip komşu apartmanın bahçesinde bizi bekler gördüğümde önce hayal gördüğümü sandım, arabayı yolun ortasında bırakıp dışarı fırladım, evet Üzüm'dü bu geri gelmişti. Üşümüştü ve açtı. Kucağıma aldım, sarıldım, öptüm dünyalar benim olmuştu. Evimize çıktık, ısındı, yemek yedi ve uyudu. Kısırlaştırmaya karar verdik ve 2 gün sonra ameliyat oldu. Biraz üzüldük, vicdan azabı çektik, onun yaşamı ile ilgili karar aldığımız için ancak en doğrusu buydu herhalde. Sonraki günler giderek düzeldi, eski yaramaz çocuk geri geldi, tekrar koşmaya oynamaya başladı. İştahı açıldı ve ilk kez kilo almaya başladı. Gözetim altında sokağa çıkarıyorduk. Bu yaz beyaz, kahverengi lekeli, apartman dışında yaşayan, zaman zaman bizim de yiyecek verdiğimiz dişi kedi 4 güzel yavru doğurdu. Onlar 2-3 aylık olduklarında Üzüm onlarla oynamaya başladı, onlar ağaçlara tırmanırken tırnakları olmadığı için tırmanamayan bizim sevgili kedimiz onlara imrenerek bakardı. Bir gün onlara verilen küçük bir kemik parçasını bulmuş o kadar iştahla kemiriyordu ki eşimle beraber hem çok gülmüş, hem de kendi elde ettiği ilk  yiyecek olduğu için çok keyiflenmiştik. Üzüm bizimle tatile çıkar, pikniğe ve ev gezmesine giderdi. Bir çok arkadaşımız ve akraba da onu çok sevmiş ve ailenin bir bireyi olarak sorulur olmuştu. Ne yazık ki onunla olan bu güzel günler bir gün sona erecekmiş. 26 Aralık 2004, Uzakdoğuda Tsunami 300 bin insanı, bizim sokakta da köpekler Üzümü öldürdü. Evimizde Tsunami oldu, neşemiz, sevincimiz kayboldu. 2,5 yıl hayatımızın en güzel dönemiymiş. Onu kaybedince bunu daha çok anladık. Üzüm'le canlılara bakışımız değişti. Bizim kadar dünya üzerinde hakları olan hayvan dostlarımıza ne kadar haksızlık yaptığımızı, dünyayı kirleterek, onların doğal yaşam alanlarını bozarak ne kadar bencil ve zararlı canlılar olduğumuzu bir kez daha anladık. Üzüm'le birlikte insanlar dışındaki diğer canlıların da ne kadar duyarlı olduklarını öğrendik. Bize öğrettiklerin için çok teşekkürler küçük masum yavrum. Sensiz yaşam devam ediyor, ancak çok yavan, çok sessiz, neşesiz.

Kedi Albümü'ne dön

Kedi Albümü'ne dön