|
|
AYŞEGÜL ÇETİN VE MAHMUT TEKÇE'NİN KEDİLERİ HAŞMET BEY, SOFİ HANIM VE POFUR
EFENDİ
İlk
göz ağrımız Haşmet bey, evimize 1997 yılında teşrif etti.
Bursa'dan İstanbul'a dönerken Yalova deniz otobüsü iskelesinin
yanında gördüm ilk kez onu. El kadar bir sarman, önce kucağıma
geldi, sonra omuzumda uyuyakaldı; iç cebimde İstanbul'a
getirdim. Geldiği ilk günden itibaren de evin reisi oldu, tüm
taleplerini bize kabul ettirdi. (Sadece, yazının başlığından
da anlaşılacağı gibi, evde başka kedi istememe inadı tam altı
buçuk yıl sonra kırıldı.) Jön tavırlarıyla, muzipliğiyle
ve kendine özgü alışkanlıklarıyla onu tanıyan herkesin gönlünde
taht kurdu. Aradan geçen bunca yılda, başından geçen
sayısız maceraya ve ağır bir hastalığa rağmen neşesinden,
hareketliliğinden hiçbir şey kaybetmedi, gözündeki pırıltı
hiç azalmadı, bizim de ona olan sevgimiz ve bağlılığımız
her gün arttı. Haşmet'in nasıl bir kedi olduğunu anlatmak
imkansız ama, bizimle ve diğer kedilerle onlarca farklı ses çıkararak
konuşan, zekasıyla ve suratında beliren ifadelerle hepimizi
hayrete düşüren, hayat dolu ve inanılmaz derecede inatçı bir
kedidir. Peynirden nefret eder, evdeki bütün kapıları ve
dolapları açabilir, yemeğini pencereden sokağı seyrederek yer
ve oyun oynarken gözü dönmesine rağmen yüzünüzü yaklaştırınca
tırnaklarını hemen içine çeker.
Yıllarca
Haşmet'e bir arkadaş almak için girişimlerde bulunmuştuk ve
her girişim eve misafir gelen kedinin fena halde hırpalanması yüzünden
hüsranla sonuçlanmıştı. Biz de oğlumuzun asosyal olduğunu
kabullenmiş ve ikinci kedi arayışlarımıza
son vermiştik. 2003 yılının Ekim ayında, yağmurlu bir gecede
sokağımızda durmadan bağıran, çamurdan rengi bile belli
olmayan yavru kediyi karnını doyurmak için eve getirdiğimizde
de sürekli kalamayacağını düşünüyorduk. Haliyle bu güzel
kızın kendini Haşmet'e kabul ettireceğini ve Haşmet'in ona
babalık yapacağını tahmin edemezdik. Haşmet Sofi'yi ilk gördüğü
andan itibaren tepeden kuyruğa temizledi, kendi mamasından
yemesine göz yumdu, hatta Sofi'nin anne memesi arayışlarına
karnını açarak ve onu sabırla emzirerek karşılık verdi. Bir
süre sonra bir şeyi farkettik; Sofi
bizim değil Haşmet'in kedisi olmuştu, bizimle hiç
ilgilenmiyor, kendisini sevdirmiyor, sürekli "babasının"
peşinden dolaşıyordu. Eve başka insan geldiğinde ortadan
kayboluyor, kendini göstermiyordu. Bu durum bizde haliyle bir
hayal kırıklığı yaşattı; evde güzel, zarif bir kedi var ve
biz ona dokunamıyoruz bile... Derken bir gün, birdenbire, kucağıma
çıktı ve kendini sevdirmeye başladı; sonra sevilmenin ne güzel
bir şey olduğunu fark etmiş ve bizden kaçarak kaybettiklerini
telafi etmek istemiş olmalı ki kucağımızdan inmemeye başladı.
Sofi'nin ilginç huylarından biri evde kavga gürültüye hiç
tahammülü olmayışıdır; Haşmet'le Pofur'un arasında en ufak
bir hır çıktığında hemen olay mahalline koşar ve ikisine de
haddini bildirir. Evin iki erkeği onun otoritesini kayıtsız şartsız
kabullenmiş durumdalar. Son derece titiz ve telaşlı bir kızdır,
konuştuğu zaman kumru gibi ses çıkarır, mamasını nazlanarak
yer, evin içinde bir balerin zarafetiyle gezer ve bizden başka
hiç kimsenin kendisine yaklaşmasına bile izin vermez.
Hem
görünüş hem de huy itibarıyla Sofi'nin tam tersi olan Pofur
2004 yılının Mayıs ayında balkonumuzda doğdu. Annesinin karnından
çıkan dört yavrunun sonuncusuydu, ama kardeşlerinden daha iri
olacağı ilk andan itibaren belliydi. Yaşayan üç yavrudan
ikisi kolayca yuva bulmasına rağmen, herkesin en çok tezahürat
yaptığı, en çok ilgi çeken yavru olan Pofur, kaderin bir
oyunuyla evimize yerleşti. Ancak Sofi'ye babalık yapan Haşmet
bu sefer tam aksi yönde davrandı ve Pofur'u kabul etmek
istemedi; çocukken ona hiç yüz vermedi, biraz büyüdüğünde
ise hırpalamaya başladı. Neyse ki dünyanın en iyi huylu, en
saf ve gamsız kedisi olan Pofur Haşmet'e karşılık vermiyordu
da iş kavgaya dönüşmüyordu. Pofur'u yıldırıp evden uzaklaştırmak
için sinsi bir plan yürüten Haşmet bey, bir şeyi gözden kaçırmıştı;
Pofur olağandan iri bir kediydi ve daha
bir yaşına gelmeden Haşmet'ten daha cüsseli, daha ağır ve
daha koca kafalı bir kedi oldu. Hal böyle olunca da Pofur'u köşeye
sıkıştırıp sindirmek imkansız hale geldi. Aynı şekilde,
artık Haşmet'in kendisine bir şey yapamayacağını fark eden
Pofur da iyice gamsızlaştı, Haşmet'i takmamaya başladı. Bütün
bunların üstüne Sofi'nin evde asayişi sağlamak konusundaki
kararlılığı eklenince Haşmet bey çaresiz Pofur'u kabullendi.
Baykuş suratlı, cüssesine hiç yaraşmayan komik bir sesle konuşan,
son derece obur ve bir kediden beklenmeyecek kadar sakar bir oğlandır
Pofur. Her fırsatta devrilip koca göbeğini sevdirmeye bayılır,
evin içinde dolaşırken belimize kadar hoplayıp bizi avlar, iyi
niyetiyle, saflığıyla ve kafasını bir o yana bir bu yana eğip
bakışıyla en sıkıntılı anlarda bile insanı güldürmeyi başarır.

Kedi
Albümü'ne dön
|