|
BÜTÜN
HAYVANLARDAN ÖZÜR
Yrd. Doç. Dr.
Birol Ertan
Türkiye’de kuş gribi
paniğiyle hareket eden Hükümet, daha önce dünyanın diğer bölgelerinde de
görüldüğü gibi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün etik kurallara aykırı
desteğiyle, korkunç bir hayvan katliamını sorgulamaksızın uygulamış ve
insanlığın doğaya ve diğer canlı türlerine karşı tür ayrımcılığına
dayalı eko-faşist bir katliam gerçekleştirmiştir.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
SOKAK
KEDİLERİ
Sevin Okyay
Hakçası, burayı kedi
barınağına çevirmek benim de hoşuma gitmiyor. Gelin görün ki, bazen
insan kendini tutamıyor. Bu hafta Pako'nun sayfasında cins kedilerin
muhtemel sahiplere tanıtıldığını görünce, kendimi sokak kedilerinin
haklarını korumak zorunda hissettim.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
NASIL
BİR KEDİ DÜŞMANIYIM?
Prof. Dr. Hakan
Poyraz
“Bir insanın kedisi olmaz,
ancak bir kedinin insanı olur” kuralına uyarak, bir zamanlar
Cimcoz adlı kedinin insanı olduğumu söyleyebilirim. Cimcoz,
sitenizde yayımlanan “Kedi Hırsızı” adlı hikayedeki sarı-tekir
kedi… “Nasıl Bir Kedi Düşmanıyım” başlıklı yazıyı yazarken tam
da hikayede tasvir edildiğim ruh hali içinde; bir kediyle
birlikte yaşamanın anlamı üzerine derin bir tefekkür
halindeydim...
Kediseverlere,
bir kedi düşmanından(!) selamlar…
Yazının
devamı...
|
|
|
|
PETA
TEMSİLCİSİ LISA FRANZETTA İLE SÖYLEŞİ
29
Nisan 2005 günü PETA temsilcisi Lisa Franzetta ve Elif Ertürk, İstanbul
Kadıköy'deki Kentucky Fried Chicken restoranı önünde bir protesto
gösterisi gerçekleştirdiler. PETA'nın uzun süredir KFC'ye karşı
yürüttüğü kampanya dahilinde yapılan bu gösteri aynı zamanda
PETA'nın Türkiye'deki ilk eylemiydi. Eylemin ardından Lisa Franzetta
ile bir söyleşi yaptık.
Söyleşiyi
okumak için tıklayın.
|
|
|
|
HAYVANSEVERLİK
Prof.
Dr. Ahmet Çakmak
Aslında
herkes hayvanseverdir; bu insanın doğasında vardır. Çünkü insan
doğal olana, samimi ve içten olana ilgi gösteren, sıcaklık duyan
bir varlıktır ve hayvanlar doğallığın, samimiyet ve içtenliğin
ta kendisidir. Bir hayvan olarak insan da böyleydi, doğallığa,
samimiyete ve içtenliğe yakınlık ve sıcaklık hissetmesi bu yüzdendir.
Ama insan giderek bu özelliğini zayıflatmaya başladı.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
ONLARLA
BİRLİKTE YAŞAMAK
Araş.
Gör. İbrahim Akyazı
Güneşli
bir yaz sabahıydı. Kadıköy-Sirkeci vapurundan aceleyle inen
insanlardan biriydim. Yolculuğumun en zevkli kısmı bitmiş, okula ulaşmam
için binmem gereken otobüslerin kalktığı duraklara doğru yürüyordum.
Sahilde bulunan sokak lambalarından birinin altına oturmuş yaşlı
bir adam dikkatimi çekti. Çoğunlukla sokaklarda geçen bir yaşamın
yıprattığı eski giysileri, kalın camlı gözlükleri vardı. Beyaz
saçları, bir iki günlük beyaz sakalı ve yüzündeki derin çizgilere
rağmen oldukça dinç görünüyordu.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
DOĞADAN
YANA OLMAK
Prof.
Dr. Aynur İlyasoğlu
Yaşadığımız
dünya içinde yaşadığımız çevreyle birlikte hızla ayaklarımızın
altından kayıp gidiyor. Bunu ne kadar duyumsuyoruz? Küresel
ısınma, doğanın sendeleyen son denge alanlarını bekleyen
tehlikeler, yaşı genç olanlarımızın yaşam süreleri içinde gerçekleşecek.
Dünyanın kalbi, endüstrilerin doğayı ve doğanın yaşamla özdeşliğini
hiçe sayarak mal-meta üreten çarkları arasında eziliyor.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
İVHO
BAŞKANI PROF. DR. TAHSİN YEŞİLDERE İLE SÖYLEŞİ
27
Ocak 2005 tarihinde İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr.
Tahsin YEŞİLDERE ile yaptığımız söyleşiyi iki bölüm
halinde yayınlıyoruz. Söyleşimizin ilk bölümünün konusu İVHO'nun
görev ve yetkileri, veteriner hekimliğinin ve veteriner hekimlik eğitiminin
Türkiye'deki durumu, ülkemizde hayvan sevgisi ve hayvan hakları,
itlaflar, barınaklar ve sokak hayvanları konusunda İVHO'nun çalışmaları. İkinci bölümün konusu
ise mobil kısırlaştırma
uygulamaları, veteriner kliniklerinde tanık olduğumuz ama yasa ve yönetmeliklere
uymayan bazı uygulamalar, veteriner hekim-hasta sahibi ilişkileri ve bu ilişkide
yaşanan sorunların aşılabilmesi için yapılması gerekenler.
|
|

|
|
HAYVAN
SEVGİSİ(ZLİĞİ)
Nevin
Sungur
İnsanların
hayvanlarla kurdukları ilişki kendi kişiliklerinin de bir yansımasıdır
çoğunlukla. Kimileri açığa vuramadıkları saldırganlıklarını
köpekleriyle gösterir. Kimileri de kendi komplekslerini yeni aldıkları
cins hayvanlarıyla gidermeye çalışır. Çalışır ama olmaz elbette
çünkü orada hep kendi benliklerinin sakatlıklarını yamalamak ya da
saklamak üzerine kurarlar ilişkilerini. Dolayısıyla da karşılarındakinin
de bir canlı olduğunu umursamaz, anlamazlar.
Yazının
devamı...
|
|

|
|
HAYVANAT
BAHÇELERİ GEREKLİ Mİ?
Yalçın
Ergündoğan
“Mehmet
Geçibesler, Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde bakımını yaptığı
kaplan tarafından parçalanarak öldürüldü. Karısının ifadesine göre,
daha önce kaplanlara bakan kişi kuşlara bakmakla; ceylanlara
bakan eşi Geçibesler ise kaplanlara bakmakla görevlendirilmiş…” Öte yandan, basında çıkan haberlere göre,
“Kaplan açlık
cezasına (!) çarptırılmış.” Bu trajik olay bizi hayvanat bahçelerinin gerekli olup
olmadığı konusunda bir kez daha düşünmeye yöneltti.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
İNSAN
HAKLARI İLE HAYVAN HAKLARI ÇELİŞİRSE
Prof.
Dr. Ahmet Çakmak
“Temel
koruyucu sağlık ve beslenme masrafları için yılda 13 milyar dolara
gereksinim varken Avrupa ve ABD’de evcil hayvan yemine 17 milyar
dolar harcanıyor” Bu
cümleyi gazete dünyadaki çarpıklıklara örnek olarak gösteriyor,
hayvan yemine giden 17 milyar doları neredeyse israf olarak görüyor.
Belki de israftır, çünkü hayvanların çeşitli doğal yiyeceklerle
beslenmesi gerektiğini söyleyenler var ama tabii ki Cumhuriyet
gazetesinin kastettiği bu değil.
Yazının
devamı...
|
|
|
|
DOĞAL
HAKLARINI FARK ETMEDİĞİMİZ HAYVANLAR
Dr.
Kemal Kutlay
Hayvanlarla
insanlar arasında biyolojik farklar olduğu kesindir. Bunları algılayabildiğimiz
ölçüde hayvanları bizden daha güçlü, zayıf, güzel, çirkin, iyi
kötü gibi sıfatlarla tanımlamaya çalışırız. Oysa ki bu tanımlamalar
bizim insanca algımızla sınırlıdır; algılayamadığımız birçok
şeyin yok olduğunu düşünmek de sık düştüğümüz bir hatadır.
Biyolojik farklarımıza güvenerek hayvanların yaşamdan kaynaklanan
haklarını görmezden gelip nesiller boyunca onları malımız gibi
kullandık.
Yazının
devamı...
|
|
©
Sokakkedisi.net
|